Ankara 36. İş Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir karar, işverenin devamsızlık gerekçesiyle gerçekleştirdiği feshin geçerliliği hususunda usul kurallarına riayet etmesinin ve ispat yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmesinin mutlak zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Mahkeme, işçiye mazeret bildirmesi için ihtarname gönderen işverenin, bu sürecin sonucunu beklemeden ve ihtarname tebliğ dahi edilmeden Sosyal Güvenlik Kurumu’na işten çıkış bildiriminde bulunmasını, feshin usulsüz ve geçersiz olduğuna dair esaslı bir delil olarak kabul etmiştir.
Uyuşmazlığın Esası
Davacı işçi, iş sözleşmesinin devamsızlık iddiasıyla haksız olarak feshedildiğini, feshe gerekçe gösterilen tarihlerde işyerine geldiğini ancak içeri alınmadığını ve devamsızlık tutanaklarının gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesini talep etmiştir.
Davalı işveren ise, davacının mazeretsiz olarak art arda üç iş günü işe gelmediğini, bu durumun tutanak altına alındığını ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-g maddesi uyarınca haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğunu savunmuştur. İşveren ayrıca, feshin son çare olması ilkesi gereğince işçiye noter kanalıyla ihtarname göndererek devamsızlığına ilişkin mazeretlerini sunması için süre verildiğini ancak işçinin buna riayet etmediğini belirtmiştir.
Mahkemenin Hukuki Değerlendirmesi
Ankara 36. İş Mahkemesi, yaptığı yargılama neticesinde feshin geçersizliğine hükmederken aşağıdaki temel hukuki tespitlerde bulunmuştur:
- İspat Yükümlülüğünün İşverende Olması: İş hukukunun temel prensipleri gereğince feshin geçerli veya haklı bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü davalı işverene aittir. İşveren, bu iddiasını şüpheye yer bırakmayacak şekilde delillendirmekle mükelleftir.
- Fesih Sürecinde Usul Hatası: Mahkeme, davalı işverenin fesih sürecinde çelişkili ve usule aykırı davrandığını tespit etmiştir. İşveren, davacıya devamsızlık mazeretini bildirmesi için noter kanalıyla 29.06.2022 tarihinde bir ihtarname göndermiştir. Bu ihtarnamede, tebliğden itibaren 1 gün içinde mazeret bildirilmemesi halinde iş akdinin feshedilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Ancak işveren, aynı gün (29.06.2022), yani işçiye tanınan sürenin başlamasını ve sonucunu beklemeden, SGK’ya işten ayrılış bildirgesini vermiş ve feshi gerçekleştirmiştir.
- İhtarnamenin Hukuki Fonksiyonunu Yitirmesi: Mahkeme, işverenin bu davranışının, gönderilen ihtarnameyi ve işçiye savunma hakkı tanıma iradesini fiilen anlamsız kıldığına dikkat çekmiştir. Henüz tebliğ dahi edilmeyen ve içeriği gereği işçiye bir savunma imkânı tanıması gereken bir bildirime rağmen, fesih işleminin kesin olarak tamamlanmış olması, feshin en başından itibaren usulsüz olduğunu göstermektedir. Ayrıca yapılan incelemede, söz konusu ihtarnamenin davacıya tebliğ dahi edilmediği anlaşılmıştır.
- Feshin Son Çare Olması İlkesinin İhlali: İşverenin, işçiye etkin bir savunma ve mazeret bildirme imkânı tanımadan feshi gerçekleştirmesi, feshin son çare olması ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.
Bu gerekçelerle mahkeme, davalı işverenin feshin geçerli bir nedene dayandığını ispatlayamadığına, fesih sürecinde şekil şartlarına ve temel ilkelere uymadığına kanaat getirerek davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar vermiştir.
Bu makale, yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her hukuki durumun kendine özgü koşulları bulunduğundan, benzer bir sorunla karşılaştığınızda profesyonel bir avukata danışmanız önem arz etmektedir. İş hukuku ve işe iade davalarıyla ilgili profesyonel destek için büromuzla irtibata geçebilirsiniz.